Ormanlar, üzerinde titizlikle durmamız gereken, bir ülkenin nefesi, akciğerleri olarak tabir edilebilen güzide alanlardır. Ormanlar sadece bir piknik alanı ya da sadece yeşil alan değil aynı zamanda birçok canın yaşam merkezidir. Ormanların bir ülkenin sanayisine, ekonomisine, turizmine, sağlığına, iklimine, su ihtiyaçlarının karşılanmasına, erozyonu önlemesine vb. alanda önemli katkıları vardır. Faydalarını saymakla bitiremeyeceğimizin ormanların azalmasının, yok olmasının başlıca sebebi ise orman yangınlarıdır.
Orman yangınları, birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de, çok büyük mal ve can kaybına yol açan doğal afetlerin başında gelmektedir. Orman yangınları, açık alanlarda meydana geldiği için, ortamdaki yanıcı maddelerin fazlalığı ve özellikle rüzgârın etkisiyle hızlı yayılma potansiyeli olan ve söndürülmesi gerçekten zor ve zaman alan yangınlardır. Yapılan araştırmalara göre orman yangınlarının % 90’ ından fazlası maalesef insanlarımızın dikkatsizlikleri sonucunda gerçekleşmektedir. Sigara izmaritleri, anız yakma, piknik ateşleri, çöp kutusuna değilde ormanlık alanlara atılan cam parçaları bu dikkatsizliklerin başında geliyor. Ve sonuçta milli servetlerimiz yavaş yavaş yok oluyor.
Tabi ki, yangınların artmasının üzerinde küresel iklim değişikliklerininde etkisi var. Bilimsel raporlara baktığımızda dünyadaki en hızlı ısınan bölgelerden biri Doğu Akdeniz. Sıcak ve kuru hava, yangınların daha yoğun hale gelmesine ve çok daha hızlı yayılmasına neden oluyor. 2015-2024 yılları arasında Avrupa orman yangınları bilgi sistemi (EFFİS) ve Küresel orman kaynakları değerlendirmesi (FRA) verilerine göre Doğu Akdeniz ülkelerine baktığımızda en çok yangın ve kaybedilen alan sıralaması Portekiz, İtalya, Yunanistan, İspanya, Fransa ve Türkiye şeklinde gerçekleşmektedir. Yani orman yangınları sadece ülkemize mahsus değil. Ayrıca yangınlara müdahale süresi ortalama 11 dk gibi zamana düşmüş ve bu yangınlara iş makineleri ve görevli personel dışında 27 uçak, 14 iha ve 105 helikopterle müdahale edilmektedir. Tüm bunlara rağmen son çıkan 8 adet büyük ölçekli yangında elli binden fazla kişi tahliye edildi, 80 bin hektardan fazla alan kül oldu ve maalesef sayısız canlı yangın esnasında yok oldu. Yok olan ormanlar, bizim ormanlarımız, tahliye edilen insanlar bizim insanlarımız ve alandan kaçamayan onca masum can.
Ormanlar yanarken hepimizin içi yanıyor bu gerçek. Ancak özellikle sosyal medya platformlarında yangınlara müdahale edilmiyor, uçak yok, araç yok, şu yok, bu yok algısı oluşturmanın ve bunları yaymanın kimseye faydası olmadığı kanaatindeyim. Bu tarz zorlu süreçlerde devletimize destek olmak, yanlarında bulunmak en iyisi olacaktır diye düşünüyorum. Burada Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfımızın Genel Başkanı Sn. Ahmet Yiğit Yıldırım Bey’ e ve gönüllü Ocak mensuplarımıza ayrıca teşekkür etmek isterim. Yaşadığımız büyük depremde alandan, son ana kadar ayrılmayan ve her türlü desteği yapma mücadelesi veren Ülkü Ocakları, son çıkan yangınlarda da işbirliği çerçevesinde yangın bölgelerinde ellerinden gelen tüm özveriyi göstermişlerdir.
Akıllardan çıkarmamak gerekir ki bu güzel vatan hepimizin göz bebeği. Rabbim bu güzide toprakları ve Türk milletini her türlü afetlerden muhafaza eylesin.
HAKAN EROĞLU

Kalemine sağlık abi..