Aradan yıllar geçti çok sular aktı geldik bu güne…
Dile kolay 7 yılı geride bıraktık…
Bu mücadelenin amacı bi hakkın teslimi, adalet, onur ve bu şehrin geleceği içindi.
Bir şehri anlatmak için bazen haritalardan, tarih kitaplarından ve görülenlerden çok yaşamak gerekir.
Ve bu şehrin yaşayanları bıkmadan usanmadan hakkı için mücadele etti.
HAVLU ATMAK…
Başlangıçta bir bütün olarak çıktılar yola, kimileri ringe çıkmadan, kimileri terlemeden, kimileri terleyince, kimileri de yenilgiyi kabullenerek havlu atmıştı bu süreçte…
Ama olsundu…
Bir avuç insan pes etmeden kan ter içinde sonuna kadar mücadele ederek başarıyı elde etti.
YAZSAM ROMAN OLUR…
Şöyle bir geriye baktığımda bu konuyla ilgili o kadar çok yazdım ki, hepsini derlesem kitap olurdu. Tabi kitabın kahramanlarının yanı sıra birde kötü adamları olurdu.
Kitabın başkahramanları Saffet Arslan, Akif Arslan ve Arslan ailesinin fertleri ile birlikte Orhan Kırcalı, Zihni Şahin, Barbaros Turna, Göksel Başar, Alper Güngör, Siz ve diğerleri…
İsimlerin önüne künyelerini yazmadım çünkü künyelerinden çok şahsiyetlerini önemsiyorum.
Ve diğerleri dediğim için kimse kusura bakmasın, sürece katkı sağlayanların ismini bu yazıya sığdıramazdım. Bir gün kitabını yazarsam sözüm olsun tüm isimleri tek tek kaleme alacağım.
Kötü adamları es geçtim…
ARSLAN AİLESİ…
Arslan ailesinin hayırseverlik geleneğini yıllar önce kaleme almıştım. Ailenin büyük dedelerinin çeşme yaptırmasıyla başlayan hayırseverlik süreci, babadan oğula vasiyetle günümüze kadar gelmişti. Çeşme ile başlayan hayır işleri okul, camiler ve tekrar okul olarak devam ediyor. Şuna eminim ki bu vasiyet geleneği bu ailede imkânları el verdikçe sonsuza kadar devam edecek.
Her şeye rağmen!
Bu kelimenin içi hiçte boş değil sadece söylenmesi ve yazımı kolay oluyor.
Yineliyorum ama her şeye rağmen,
Kendileri için değil!
Şehrin kazanımı için mücadele ettiler.
İyi ki varsınız, Saffet Arslan, Akif Arslan ve Arslan ailesi.
ORHAN KIRCALI…
25 yıllık meslek hayatımda çok insan tanıdım. Birçoğu siyasetçi ve bürokrattı. Kimseye haksızlık etmek istemem fakat düşünüyorum da kapalı kapılar ardında şehrin menfaatleri için çabalayanlar bir elin parmaklarını geçmez. Bu sürecin en başından beri tüm imkânlarını seferber ederek, önce insani, sonra siyasi ve hukuki tüm imkânlarını kullanarak en büyük katkı veren isimdir.
Bu konuyu siyasi malzeme yapmadan, kapalı kapılar ardında dahi olsa mücadele ettiğine gazetecilik imkânlarım ve olanaklarım sayesinde, gördüm, duydum ve öğrendim.
Belki de en çetin mücadeleyi veren isimdi Orhan Kırcalı, herkese ve her şeye rağmen…
Ne yaptığını neler yaptığını tek tek yazamam.
Başka hizmetleri de var elbette, eleştireceğimiz yönleri de ama bu konuda ki hakkı asla ödenmez.
İyi ki varsın Orhan Kırcalı.
ZİHNİ ŞAHİN…
Arslan ailesi babalarının vasiyetini yerine getirmek için bir lise binası yapacakken, onları fakülte binası yapmaları için ikna eden isimdi Zihni Şahin. Amacı, Bafra’nın hayalini kurduğu Kızılırmak Üniversitesine kavuşması için taş üstüne taş koymaktı. O günlerden bu günlere gelmemize vesile oldu.
İyi ki varsın Zihni Şahin.
BARBAROS TURNA…
Sürecin en başından beri sesi en gür çıkan bir isimdi Barbaros Turna. Bulduğu her fırsatta konuyu gündeme getirdi, ne makamına ne de makamlarına aldırış etmeden lafını esirgemeden söyledi. Bafra’nın menfaati için hep koşturdu durdu. Gece gündüz demeden bu süreçte en büyük desteği verenlerden oldu.
İyi ki varsın Barbaros Turna.
GÖKSEL BAŞAR…
Mücadelenin önemli faktörlerinden biriydi Göksel Başar. Her şey yolunda giderken ipe un serenlere karşı verilen mücadelenin baş aktörlerinden biriydi. Fakültemizi istiyoruz mitinginde makamına rağmen eline aldığı mikrofonla kameralar aracılığı ile “kıvırma rektör” diyerek en net ifadeyi ortaya koydu. Bu ifade süreci en net ifade eden cümle olarak tarihe geçti.
İyi ki varsın Göksel Başar…
ALPER GÜNGÖR…
O meşhur mitingi organize eden isimdi Alper Güngör. O dönemde Bafra GİAD’ın başındaydı. Yönetimiyle birlikte Bafra’yı temsil eden herkesi aynı amaç uğruna bir araya toplayarak en sert yumruğun vurulmasını sağladı. Bafra tek yürekti, hep bir ağızdan “fakültemizi istiyoruz” sloganları ile tabiri caizse yeri göğü inletti.
İyi ki varsın Alper Güngör…
ADİL İNSAN…
Eczacılık Fakültesinin Bafra’ya kurulmaması için ipe un seren bilim insanlarına birkaç söz söylemek isterdim fakat türlü bahanelerinizi ve olmazlarınızı, verdiği tek bir talimatla olur hale getiren OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın’ın yaptıkları ve yapacakları sizi utandırmaya yeterde artar bile.
Bu ayıp size yeter!
Öncelikle bi hakkı teslim ederek adil olan Prof. Dr. Fatma Aydın’a teşekkür ediyorum.
Adil bir insan, insanlığa olan inancı tazeler derler.
İnancımızı tazelediniz.
İyi ki varsın Rektör Hocam…
VE SİZ…
Değerli okurlarım,
Bu konuda ki haber ve yazılarımı bıkmadan usanmadan sizler okudunuz.
Bu yolculukta sizlerin merakı, eleştirisi ve katkısı yolumuza ışık oldu.
Gazetecilerin en büyük gücü okurlardır.
Bizi zihinlerinde misafir eden sizlerin gücü sayesinde kamuoyu baskısı oluştu.
Aslında en büyük aslan payı size ait.
İyi ki varsınız…
GÜZEL HABER…
En başta planlandığı gibi OMÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde İşletme bölümü olması hasebiyle Bafra İşletme Fakültesi kapatılarak öğrencilerin nakli gerçekleştirildi.
Akabinde, Şehrimizin marka değerini yükseltecek olan Hacı Fevziye Arslan Bafra Eczacılık Fakültesi Bafra kampüsünde ki binasına taşınarak idari ve teknik süreçler işlemeye başladı.
Bu yıl ÖSYM tercih kılavuzundan Eczacılık Fakültesini tercih edecek olan öğrenciler Bafra’da eğitim görecek.
Şehrimize hayırlı uğurlu olsun.
Sağlıklı Kalın…
Ümit Ceylan