Dr. Hakan Eroğlu'nun Kaleminden, Vefanın Vicdani Sorumluluğu

GÜNCEL - 03-06-2026 10:58

VEFANIN VİCDANİ SORUMLULUĞU

7 Haziran 2018 günü, mutluluğu ve hüznü bir arada yaşadığımız, bizler için çok anlam ifade eden bir gündü. Büyük bir emeğin sonucunda Baframızda “Şehit Öğretmenlerimizin” adını yaşatacağımız bir kütüphanenin açılmasına vesile olmuştuk. 
Süreçten kısaca bahsetmek gerekirse; ilçemizde aktif bir STK olarak, sosyal etkinlikler kapsamında “Öykünü Yaz Öğretmenim” konulu bir öykü yazma yarışması düzenlemiştik. Çok sayıda öğretmen arkadaşımızın katılım sağladığı yarışmanın sonucunda seçilen 12 adet öykünün dergi haline getirilmesine karar verdik. Çalışmamızın manevi yönünü önemseyen birçok kişinin gerek dergiyi çıkarma sürecinde gerekse derginin dağıtımı boyunca her türlü desteğini hissetmemiz bize ayrıca bir cesaret verdi. Üstelik dergimizin basılıp ulusal basında yer alması ve Bafra’mızda örnek bir çalışma yapıldığının dile getirilmesi ise ayrıca bir gururdu.
 Sürecin akabinde alanında uzman öğretmenlerimizle ince eleyip sık dokuyarak genç kardeşlerimize hitap edecek binin üzerinde kitap aldık. Sıra kütüphane için yer belirlemeye gelince dönemin Bafra Belediye Başkanı Sn. Zihni Şahin, Alparslan Türkeş parkı içerisinde uygun bir alanlarının olduğunu ve buranın böylesine anlamlı bir çalışma için kullanılmasından mutluluk duyacağını belirtti. Tabii ki bizim için çok sevindirici bir gelişmeydi ve hemen kütüphaneyi düzenlemeye ve açılış sürecini başlatmaya koyulduk. 
    O gün geldiğinde, hepimiz dikkat kesilmiş bir vaziyette Şehit öğretmenimiz Şenay Aybüke Yalçın’ın babası Sadık Yalçın’ ı dinliyorduk. 
    -Kızım, istersen gitme, bölge biraz sıkıntılı, önümüz atama döneminde bir kez daha başvurursun dediğinde,     
Aybüke:
    -Sen bizi içimiz vatan sevgisiyle dolu büyüttün baba. Gideceğim, oradaki kardeşlerimize, öğrencilerimize sahip çıkacak, gönüllere girecek, destanını okuduğum ay yıldızlı al bayrağımızın destanını bir kez daha yazacağım. Bağımsızlığımızın ve vatan sevdamızın tutkulu ifadesi, anlı şanlı istiklal marşımızı en yüksek tondan okuyacak ve okutacağım, demişti. 
    Sadık abimizin anlatırken gözleri dolmuştu. Nasıl dolmasın ki, baba yüreği, yanmış bir kere… Gerçi hangimizin dolmamıştı ki? Çıt çıkmıyor, herkes derinlere dalmış belki de ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Velhasıl güzel bir katılımla gerçekleştirdik açılışı. Sonraki günlerde kütüphanede programlar düzenledik, genç kardeşlerimizin ise oraya ders çalışmaya, kitap okumaya gittiğini gördüğümüzde ayrıca bir sevindik. 
    Geçtiğimiz ayda, kütüphanemizin sadece isimden ibaret olduğunu, belki de yakında isimlerin bile kaldırılacağını, aldığımız kitapların başka bir yere taşındığını ve artık olmayan kütüphanenin başka amaçlarla kullanıldığına dair aldığım duyum üzerine bir ziyaret etmek istedim. Şehit Öğretmenler Şenay Aybüke Yalçın ve Necmettin Yılmaz kütüphanesi tabelası duruyordu ancak yanı başındaki camda kocaman “Engelli Koordinasyon Merkezi” yazıyordu. Ayrıca, alanın üst katı için farklı bir giriş yapıldığını ve kütüphane kısmının adliyeye devredildiğini öğrendim. İçeri girdiğimde ise muhtemelen halk eğitim merkezi üzerinden açılmış bir kurs yapıldığına şahit oldum. Doğrusunu söylemek gerekirse tüm bunlara epey şaşırdım.
    Vatan için canını veren şehit öğretmelerimizin adına mı üzüleyim, aldığımız kitapların haber dahi verilmeden oradan alınmasına mı üzüleyim, Baframızın “değer” bilmemesine ve bu sebeple sahipsiz kalmasına mı üzüleyim, öğretmenlerimizin sadece şiddete uğradıklarında akıllara gelmesine mi üzüleyim, emeklerimizin hiç edilmesine mi üzüleyim diye şaşırdım aslında ve konuyu yazıya dökerek okurlarla paylaşmak istedim. 
    Sn. Yetkililer, gelin hakka girmeyin, gelin biz böyle uygun gördük, böyle yaptık anlayışından sıyrılın ve madem mevcut yerin uygun olmadığına karar verdiniz, aklınızda eğer başka bir yer varsa, Şehit öğretmenlerimizin adını orada yaşatın ve onları, sevenleri, öğrencilerini, ailesini, emek verenleri incitmeyin.


Dr. Hakan EROĞLU
    

Günün Diğer Haberleri