Hakan Eroğlu'nun Kaleminden Liselere Geçiş Sınavı, LGS…

GÜNCEL - 24-06-2026 18:36

Liselere Geçiş Sınavı, LGS…
    Ülkemizde toplumsal olayları incelediğimiz vakit, insan merkezli sorunların temeli empati eksikliğinden kaynaklanmaktadır, diyebiliriz. Empati, karşımızdaki insanların duygularını anlayabilme, davranışlarına ön yargısız bakabilme ve değerlendirebilme, en önemlisi de onlara saygı duyma kabiliyetidir. Ayrıca; toplumda, duygusal bağların daha anlamlı bir şekilde kurularak, insan ilişkilerinin gelişmesine vesile olan ve bu bağları derinleştiren önemli bir beceridir. Yaşadığımız topluma baktığımızda empati kavramı sanki hayatımıza hiç değmemiş gibi. Örneğin, trafikte kendi keyfi uğruna başkalarının hayatını hiçe sayarak araç kullananlar, aracını park ederken acaba başka bir araç geçer mi diye düşünmeyenler, şatafat içerisinde yaşarken zar zor geçineni umursamayanlar gibi çokça örnek verilebilir.

    Peki, çocukluk çağından ergenliğe geçişin zirvesi olarak kabul edilen 13/14 yaşlarındaki geleceğimizin teminatları çocuklarımız için yeterince empati kurabiliyor muyuz? Bedenen büyüyüp ruhen daha olgunlaşmamış oldukları bu dönemde çocuklar kendilerini kanıtlama çabasına girerler. Arkadaşlar, aileden daha önemlidir. Bu sebeple arkadaşları arasında kabul edilme, itibar görme onlar için en büyük hedeflerden biri haline gelir. Söz dinlememe, her şeyin tersine hareket etme ve bununla beraber karamsar bir psikoloji içerisine girme hele hele üzerinde oluşabilecek baskıyla iyice asabileşme, genel anlamıyla bu yaş çocuklarda görülebilen önemli durumlardır.

    13/14 yaşlarındaki çocuklarımızın bu yaşa gelene kadar ki emeklerinin, 2 kitapçık ve 2-3 saate sığdırılan bir sınavla “sözde” geleceklerini belirleyecek olmalarının yarattığı stresin telafisi mümkün mü? 
    Hata yapa yapa hayatı öğrenecek çocuklarımızın hata yapmaktan korkar olmasının sonuçlarını öngörebiliyor musunuz? 
    Eşitlik denilip, sadece okulunun kitaplarıyla yetinmek zorunda kalan bir öğrencinin, onlarca yayına sahip olup, özel okul yetmediği için özel ders alarak sınava giren çocuklarla yarış içerisine sokulması nasıl bir eşitliktir anlatabilir misiniz?     Heyecandan belgesini unutup, ya    da bir şekilde sınava geç kalma korkusunu, endişesini taşımak çocuklar üzerinde ne kadar olumlu bir etki yaratır peki?  

    Yüzlerce kaynak, yüzlerce hoca, yüzlerce özel okul, kurs veya dershaneden birisi benzer biz soru yakaladığında neden biz en başarılıyız reklamı yapıyor bu sınavlar için sadece MEB kaynakları yeterliyse?  
    Evde çocuğa yapılan ders çalış baskısı, ya da bak şu arkadaşın deneme sınavında senden daha iyi yapmış karşılaştırmasının bir gerekçesi var mı? 

    Biz veliler olarak çocuklarımız üzerinden kendimizi mi yarıştırıyoruz acaba bilerek ya da bilmeyerek?  
    Üniversite bitirenlerin üç harfli marketlere torpille girmek zorunda olduğu mevcut durumda LGS stresine çokta gerek olmadığını düşünenlerdenim ve bunu bizzat kendi çocuklarımda yaşadığım için rahatlıkla ifade edebilirim. Onların en mutlu olması gereken zamanları sınav stresiyle geçiyor maalesef. Sonra, kendini yetersiz hisseden çocuklar, 9.sınıfa yorgun, okula gelmekte zorlanan, derslere karşı mesafeli ve hayatı çok daha sert sorgulayan bireyler. 

    Onlar bizim çocuklarımız. Onlar en değerlilerimiz. Çocuklar puandan, sınavdan, başarıdan ibaret değil. Onlar bizim varlık sebebimiz.  Her yaşta acaba nasıldır, ne yapıyordur diye düşündüklerimiz, sabahlara kadar başını beklediklerimiz. 
    Üzülerek ifade ediyorum ki eğitimin, bir hak olmaktan ziyade parası olanların satın almaya çalıştığı bir kavram haline geldiği ülkemizde çocuklarımıza, öğretmenlerimize, değerlerimize daha fazla sahip çıkmak inanın çocuklarımızın, bizlerin ve toplumumuzun daha mutlu, daha yaşanılabilir bir hâle gelmesine vesile olacaktır.

Dr. Hakan Eroğlu

Günün Diğer Haberleri